<

“GÖÇEMEYEN KUŞLAR” SOLO SERGİM ERTELENDİ…

Korona Salgını nedeniyle açılışı 2 defa ertelenen bu sergimizi yeni sezonda açmayı ümit ediyoruz.

Göçmek, göçebe, göçer…

Tüm toplumsal ve bireysel kavramların iç ve dış etkilerle değiştiği  günümüzde göç kavramı çeşitli şekillerde yaşantımızın bir parçası haline geldi… Kelime fiziksel olarak yer değiştirme, taşınma anlamına gelse de ben konuya özellikle zihinsel bir kavram olarak yaklaştım. Bireyin kendi yaşamındaki her evrede düşünsel göçünü, ileriye veya geriye doğru yönelme sebeplerini bireyin yine kendi yaşam çizgisi içerisinde görmeye çalıştım.

Bizler yıllardır sömürgeci hegemonyacıların kendi amaçları doğrultusunda toplumları kontrol etmek amacıyla ince mühendislik çalışmaları ile, durağanlaşma, eski bilgiler ile yetinme, bilimden uzaklaşma, somut kavramlardan soyut, ispatlanamaz ve dokunulamaz kavramlara yöneltilerek köleleştirilmeye tabi tutuluyoruz. Bu nedenle de zihnimizin bireysel yaşamda yaşaması gereken yeni ve çağdaş bilgiye olan GÖÇ’ünü yaşayamayan toplumlar haline geldik. Birkaç nesildir süren bu çalışmaların sonunda göçemeyen zihinlerin çoğaldığı ve artık yaşantımıza hakim olmaya başladığı bir topluma dönüştük.

Bu sergimde işlemeye çalıştığım konu, bu tür yürekleri mühürlenmiş, artık zihinsel bağlamda iyiye, doğruya, çağdaşa göçemez olmuş toplumların bu zihinsel kölelik durumuna dikkat çekmeyi amaçlıyor. Resimlerimdeki yüreği mühürlü kuşlarım elleri, ayakları zincirli insan köleler gibiler, karınları doyuruluyor ve her türlü ihtiyacı karşılanıyor. Fakat açlıkla, yoklukla, düşkünlükle korkutularak yürekleri mühürleniyor… Artık bağlandığı kapıda uçamaz ve göçemez haldeler.

Durumun farkında olmak bunu reddetmenin ilk adımıdır düşüncesinden hareketle kendi sanat tarzım ve resim dilimle konuya dikkat çekmeyi görev biliyorum. Bu tema daha önceki seri “ACAYİPİMSİLER”in devamı sayılabilecek olsa da bu çalışmalarımda daha farklı bir renk paletini tercih ettim. Kuşlar benim için özel olmakla birlikte aklıyla, zekasıyla, toplumsal yaşamlarıyla ilgimi çeken kuzgunları bu temada ana obje olarak seçtim. Bazı çalışmalardaki ikonik tarz ve dokular ise sevdiğim ayrıntılar oldu.

Stilize edip mühürleştirdiğim Fatih Sultan Mehmet Sikkesi ile her resim sembolik olarak da fethetme ve köleleştirme fikrine karşı mühürlendi, bağlandı.